30 Kasım 2018 Cuma

ALLAH'IN VARLIĞINI NASIL İSPATLARIZ

Varın ispatı, yokun ispatından her zaman daha kolaydır. Bir elma cinsinin yeryüzünde bulunduğunu, bir tek elmayı göstermekle ispat edebiliriz. Halbuki yokluğunu iddia eden kimse bütün yeryüzünü, hatta kâinatı dolaşıp, ancak ondan sonra onun yokluğunu ispat edebilir. Bu ise, imkansızlık çapında bir zorluk demektir. Öyleyse diyebiliriz ki; yok, hiçbir zaman ispat edilemez...
Bir sarayın kapılarından 999'u açık, biri kapalı olsa, kimse o saraya girilemeyeceğini iddia edemez. İşte inkarcı, devamlı surette kapalı olan o bir tek kapıyı nazara verip onu göstermek ister. Aslında o kapı da, o inkarcı ve onun gibi olanların gözlerine çekilmiş perde sebebiyle onların ruh dünyalarına kapalıdır. Mümin için kapalı kapı yoktur. Yeter ki gözlerini yummasın!... Zaten 999'u herkese açıktır. Hem de ardına kadar...
İşte o kapı ve  delillerden birkaçı: 
İmkân Delili: İmkân, bir şeyin olması ile olmamasının eşit ihtimale sahip olması demektir. Günlük konuşmalarımızda da "mümkün" derken olabilir de olmayabilir de manasını kast ederiz. Yaratılmış olan her varlık bize şu gerçeği haykırır: Benim olmamla olmamam eşit idi. Şu an ben varsam, var olmamı yoklukta kalmama tercih eden biri var demektir. O ise ancak Allah'tır. 
Hudus Delili: Hudus, sonradan olma demektir. Hudusun en büyük delili değişmedir. Bir varlıkta değişme varsa, bu hareketin bir ilk noktası olacaktır. İşte o noktadan önce o şey varlık sahasına çıkmamıştı. Henüz yoklukta iken var olmayı kendi kendine irade edemeyeceğine ve buna güç yetiremeyeceğine göre, bu var oluş Allah’ın yaratmasıyla gerçekleşmiş demektir. Maddenin termodinamik kanununa göre sürekli yokluğa doğru kayması, kâinatın durmadan genişlemesi, güneşin süratle tükenişe doğru yol alması gibi hadiseler, bu varlık aleminin bir başlangıcı olduğunu gösteriyor. 
San'at: Atomdan insana, hücreden galaksilere kadar bütün kâinatta, ince ve baş döndürücü bir sanat göze çarpmaktadır. Evet, bir baştan bir başa kâinattaki her eser şu özelliklere sahiptir:
• Büyük sanat değeri taşır.
• Çok kıymetlidir.
• Çok kısa zamanda ve çok kolay yapılmaktadır.
• Çok sayıda olmaktadır.
• Karışık ve çeşit çeşittir.
• Devamlıdır.
Halbuki, kısa zamanda, çok sayıda, kolay ve karışık yapılan işlerde san'at ve kıymet olmaması gerekir. Ancak yapan Allah (c.c.) olursa, o zaman her şey değişir ve zıtlar bir araya gelebilir!..
Devir ve Teselsülün Muhal olması: Devrin muhal olduğu şu misalle açıklanıyor. Bir yumurtayı tavuğun yaptığını iddia eden adama soruyorsunuz. Tavuğu kim yaptı? Buna karşılık onun çıktığı yumurtayı gösteriyor. Buna göre tavuğu aradan çıkardığımızda yumurta yumurtayı yapmış oluyor. Bu ise muhaldir. Teselsül ise, bir şeyin silsile hâlinde ta ilk noktasına kadar gidip o ilk varlığı kimin yaptığını sormak suretiyle Allah’ın varlığını ispat metodudur. Yani bu meyveyi şu ağaç yaptı, o bir önceki meyveden oldu, o da bir önceki ağaçtan. Böylece ilk ağaca yahut ilk meyveye kadar varıyor ve soruyoruz: Bunu kim yarattı?.. 
Kur'an yolu devir ve teselsülden çok farklıdır. "Yumurtayı kim yaptı?" yahut "Meyveyi kim yaptı?" sorusunun cevabı, doğrudan doğruya, “Allah yarattı.”diye cevap verilir.
İlim, irade, şefkat, merhamet kavramlarından bir nasibi olmayan, insanı tanımayan, hikmetten, sanattan anlamayan bu sebeplerin (tavuğun ve ağacın) sonucun yaratılmasında hiçbir tesirleri olmadığı ispat edilir. Böylece devir yahut teselsül deliline gerek duyulmaz. 
Hikmet ve Gaye Delili: Her varlıkta kendisine mahsus bir gaye, bir maksat, bir fayda takip edildiği göze çarpmakta ve hiçbir şeyde gayesizlik, manasızlık ve israf sayılacak herhangi bir durum müşahede edilmemektedir. Hâlbuki, ne madde aleminde ne bitki ve hayvanat dünyasında ne de eşya ve hadiselerde şuur ve idrak mevcut değildir ki, bu gayeler silsilesi takip edilebilsin. Öyle ise, kâinattaki bu şuurlu işleyişi ve bu hikmet ve gayeleri ancak Allah'a isnat etmekle makul bir yol tutmuş olabiliriz. 
Yardımlaşma Delili: Yağmurun toprağın imdadına, güneşin gözlerin yardımına koşmalarından, ta havanın kanı temizlemesine kadar, bu alem bir yardımlaşma hareketiyle âdeta dolup taşmaktadır. Bu yardımlaşmayı yapan taraflar birbirlerini tanımamakta, bilmemektedirler. Öyle ise bu merhametli icraatı sebeplere vermek mümkün değildir. 
Temizlik: Kâinattaki nezafet ve temizlik, başlı başına bir delil olarak, bize Kuddüs ismiyle müsemma bir Zat'ı (c.c.) anlatmaktadır. Toprağı temizleyen bakteriler, böcekler, karıncalar ve nice yırtıcı kuşlar; rüzgâr, yağmur ve kar; denizlerde buzullar ve balıklar; gezegenimizde atmosfer, uzayda kara delikler; bünyemizde kanımızı temizleyen oksijen ve ruhumuzu sıkıntılardan kurtaran manevi esintiler, hep Kuddüs isminden haber vermekte ve o ismin verasındaki Zat-ı Mukaddes'i göstermektedir.
Simalar: Herhangi bir insanın siması, en ince teferruatına kadar kendisinden evvel geçmiş milyarlarca insandan hiçbirisine birebir benzememektedir. Bu kaide, kendisinden sonra gelecekler için de aynen geçerlidir. Bir cihette birbirinin aynı, diğer cihette birbirinden ayrı milyarlarca resmi küçücük bir alanda çizip, sonra da kendileri gibi olması mümkün, milyarlarca resimden ayırmak ve her şeyi sonsuz ihtimal yolları içinde bir yola ve bir şekle sokmak, elbette ve elbette yarattığı her varlığı, hem de hiç kapalı bir yanı kalmamak üzere bilen ve o varlığa istediği şekli vermeye gücü ve ilmi yeten Cenab-ı Hakk'ı en sağır kulaklara dahi duyuracak kuvvette bir ilandır. 
Fıtrat ve Vicdan Delili: Allah'ı tanımanın sayılamayacak kadar çok delil ve işaretleri insanın yaratılışında, fıtratında mevcuttur. Bunlardan birkaç örnek: İnsan fıtratı ve vicdanı her nimetin mutlaka şükür istediğini bilir. Bir peygambere kavuşmuş ve hidayete ermişse şükrünü Allah'a yapar. Aksi hâlde batıl mâbutlara tapar. Bu tapma insan vicdanın insanı zorlamasıyla gerçekleşir.
Güzelliği takdir hissi de insan fıtratında mevcuttur. Sergiler, fuarlar bu his ile gerçekleşir. İnsan bu yaratılışının gereği olarak, şu sema yüzünde sergilenen yıldızları, zemin yüzünde boy gösteren çiçekleri, ağaçları, ormanları dolduran ceylanları, aslanları, denizlerde kaynaşan balıkları seyretmek ve onlardaki İlâhî sanatın mükemmelliğini takdir etmek durumundadır. 
TarihDinler tarihi şahittir ki, insanlık hiçbir devrini dinsiz geçirmemiştir. Batıl, hatta gülünç dahi olsa, hemen her devirde bir dine inanmış ve bir manevi sistemi takip etmiştir. İnsan fıtratına inanma duygusunu Allah koymuştur ve insan O’na (Allah’a) inanmakla mükelleftir.
Kur'an: Kur'an-ı Kerim'in Kelamullah olduğunu ispat eden bütün deliller, aynı zamanda Cenab-ı Hakk'ın varlığını da ispat eder durumdadır. Kur'an'ın Allah kelamı olduğuna dair yüzlerce delil vardır. Bunlar, Kur’an ile alakalı İslam kaynaklarında en ince teferruatına kadar mevcuttur. Bütün bu deliller, kendilerine mahsus dilleriyle "Allah vardır." derler.
Peygamberler: Peygamberlerin ve bilhassa Peygamberler Efendisi İki Cihan Serveri'nin (a.s.m) peygamberliğini ispat eden bütün deliller de yine Cenab-ı Hakk'ı anlatan delillere dahil edilmelidir. Zira peygamberlerin varlıklarının gayesi, tevhid; yani Allah'ın varlık ve birliğini ilan etmektir. Öyleyse, her peygamberin kendi peygamberliğini ispat eden bütün delilleri, aynı zamanda, Cenab-ı Hakk'ın varlığına da delil olmaktadır. Bir peygamberin hak nebi olduğunu ifade eden bütün deliller, aynı kuvvetle, hatta daha da öte bir kuvvetle "Allah vardır ve birdir." demektedir...
Selam ve dua ile...
KAYNAK : Sorularla İslamiyet , https://sorularlaislamiyet.com/allahin-varliginin-delilleri-nelerdir-allahin-varligini-nasil-ispatlariz-kanitlariz

24 Kasım 2018 Cumartesi

SABIR

Sözlükte basit bir kelime olan Dünya maddiyat ve maneviyat arasında ince bir köprü biz ise bir sağa bir sola savrulan kendine denge arayan yaratılmış varlıklarız.
Bu denge öylesine zor ki herkese nasip olmayan bir denge. Kimi para ile kimi kadın kimi makan kimi de kimi ile arayıp durduğu bir denge.
Kalp ile çıkılmadan başarılı olamayan her amaç gibi dengeyi bulmak isteyenlerde bu yola kalp ile çıkmalı ki bu çileli yolda yürünebilsin.
Zor olsa da için yansada dön mevlaya Ya Sabır...

13 Kasım 2018 Salı

EY HIYANETTEN DAHA ZALİM OLAN MERHAMET

"Ey hıyanetten daha zalim olan merhamet !"
Hıyanetten daha zalim merhamet? Kim demiş ; Kim duymuş ; Nerde demiş? Odon demiş. Kimdir bu Odon? Bir papaz efendi.
Papazda dese Hakikat Hakikattir ; Papazın diline düştü diye batıl olacak değil ya Hakikat!
Bu papaz Odon ; Antalya derler. Merhum sultan birinci gıyasettin feth eyledi.
Kafir birlendi gene akın eyledi Haçlı ordusu Anadolu'ya. İkinci seferiydi bu.
Kafilenin bir kısmı buralara dahi gelmiştir. Bu yana gelenleri gaziyan telef edince sonraki kafile torosları aşıp inip varıp gitmek istedi. Haçlı ordusu ; varsayın ki bir şehir.! Topyekün kalkar hareket eder sonra durur o koca şehir, Konaklar.
Eee bu kadar adama ekmek lazımdır ; Aş lazımdır. Ne yapacak kafir? Çöreklenecek ahalinin üzerine.
Velhasıl bu Haçlı ordusu elmalıya yerleşende o kadar talan ederler ki en son birlikte olmayı umdukları rum ahali dahi bunlara isyan eder. Türkmenlerle bir olur. Zulme isyan eden ; mazlumun yanında gerektir. İş o hale geldi ki Rumlar bu Haçlılar ile savaşır oldular. Haçlı küffarı şaşkına dönmüş idi. Hayin derlerdi o Rum Ahaliye.
Türkün kılıcından ziyade Rum'un kendilerine hıyanetinden çeker olmuş idi. Derken teslim oldu Haçlı ordusu elmalıda.
Bitkin ; sersefil ; aciz duruma düşüp aman dileyen bu Haçlı askerlerine sahip çıktı elmalıda ki ahali. Öyle ya aman dileyen iblis olsa vurmak yakışık kalmaz.! Onlar da öyle yaptılar merhamet gösterdiler. Rivayet ederler ki 3bin tanesi elmalı civarına yerleşip müslüman olmuştur.
İşte neticeyi gören bu papaz efendi çaresiz haykırır ; müslüman olan haçlıları duyunca
"Ey hiyanetten daha zalim olan merhamet! O kadar zalimsin ki düşmanımızı sevdirdin!"
Böyle işte bu İşler...
Bir bakmışsın oluvermiş ; Bir bakmışsın ölüvermiş.
Bir bakmışsın dost ; Bir bakmışsın post.
Ey hıyanetten daha zalim olan merhamet! Kişi evvela merhametli olacak. Merhameti olmayanın dini olmaz! Ya ne yapacaklardı? Aman dileyenleri öldüreceklermiydi?
Kılıç kalkan savaş meydanında ; Hakikat meydanında merhamet!
Oldurma öldür! Öldürmeye sebep çok. Davan vardır öldür ; Dost için öldür ; Post için öldür ; Öldür ha öldür...
Hele bir oldur! Dava için oldur! Dost için oldur! Post için oldur! Deyil insana ; yerde yürüyen karıncaya ; Gökte uçan kuşa merhametle bakmayan "olur" mu? Merhamet kaybolanda Ejderhalar başını çıkartır.
Boş kabı doldururlar! Sen merhametle doldurmazsan kibirle ; hırsla ; nefretle doldururlar! Kimi dostun hırsından ; Kimi postun hırsından!
Yûnus Emre / Aşkın Yolculuğu

AŞK SİNEDE Mİ?

 Bir statik projede, simdilik modelleme icin Revit, Hesap icin Etaps ya da Lira-Sapr, cizimler icin Allplan kullanmak en mantikli ve hizli s...